Herkesin "Sırtını devlete dayamışsın, daha ne istiyorsun?" dediği o noktadaydım. Sabah 8, akşam 5. Ayın 15'inde yatan o garanti maaş. Yıllık izinleri hesaplayarak geçen aylar... Dışarıdan bakıldığında "kusursuz" bir hayatım vardı. Şehir Plancısıydım, bir unvanım, bir masam ve toplumun "başarı" dediği her şeyim vardı.
Rehber Yazılar
Sosyal medyada başarılı olmak için internette geziniyorsunuz. "Keşfete düşüren müzikler", "Akşam 21:00'de paylaşım yapın", "Şu etiketi kullanın"...
Sabah uyanıyorsunuz, telefonunuza bakıyorsunuz ve bir bildirim: "Sipariş alındı. Hesabınıza para girişi oldu." Siz uyurken, siz sevdiklerinizle kahvaltı yaparken veya karavanla ıssız bir koyda denize girerken... İşiniz çalışmaya devam ediyor.
Sabah alarm çalıyor. İstemeye istemeye kalkıyorsunuz. Trafik, bitmeyen toplantılar, masa başında geçen saatler... Akşam eve döndüğünüzde piliniz bitmiş oluyor.
Sosyal medyaya girmeye korkuyorsunuz. Çünkü "keşfete düşmek" denilince aklınıza gelenler şunlar: Kamera karşısında garip danslar yapmak, sürekli bir şeyler satın diye bağırmak veya hayatınızın her mahrem detayını paylaşmak...
Instagram profilinize baktığınızda gördüğünüz o binlerce takipçi, yüzlerce beğeni... Harika görünüyor değil mi? Egonuzu okşuyor, popüler hissettiriyor.
Saatlerce uğraştınız. Işığı ayarladınız, videoyu çektiniz, en popüler müziği buldunuz ve kurgu için gözleriniz bozulana kadar telefona baktınız.
Instagram'da sıkça duyduğum, hatta DM kutumu dolduran o meşhur cümle: "Nilay Hanım, içeriklerim çok güzel ama takipçim az. Markalar beni ciddiye almaz, önce hesabımı büyütmem lazım."
Her ayın 15'inde yatan o garanti maaşın verdiği güven hissi... Sabah 8, akşam 5 döngüsü... Dışarıdan bakıldığında "daha ne istiyorsun, sırtını devlete dayamışsın" denilen o konforlu alan.
Sabah alarm çaldığında göğsünüze oturan o ağırlığı tanıyorum. Ayaklarınızın geri geri gittiği o yolu, "Acaba emekliliğe kaç yıl kaldı?" hesaplarını ve pazar akşamından başlayan o huzursuzluğu çok iyi biliyorum.
Elinizde altın değerinde bir bilezik var: Yılların verdiği mesleki tecrübe, özel bir yetenek ya da derinlemesine bildiğiniz bir hobi... Belki istifa ettiniz, belki de etmek üzeresiniz ve "Ben bu işi tek başıma yapabilirim" diyorsunuz.











