
Bilginizi Paraya Dönüştürün: Kişisel Markanızı "Satan" Bir Sisteme Nasıl Çevirirsiniz?
Elinizde altın değerinde bir bilezik var: Yılların verdiği mesleki tecrübe, özel bir yetenek ya da derinlemesine bildiğiniz bir hobi... Belki istifa ettiniz, belki de etmek üzeresiniz ve "Ben bu işi tek başıma yapabilirim" diyorsunuz.
Ancak dijital dünyaya adım attığınızda acı bir gerçekle yüzleşiyorsunuz: En iyi olan değil, en iyi bilinen kazanıyor.
Pek çok yetenekli uzman, sosyal medyada içerik üretiyor, emek veriyor ama günün sonunda banka hesabında bir hareketlilik göremiyor. "Takipçim artıyor ama satış yok" diyorsanız, sorun yetkinliğinizde değil, o yetkinliği "paketleme" ve "sunma" biçiminizdedir.
Bilgi ham maddedir; onu işleyip bir "ürün" haline getirmeden satamazsınız. Peki, kişisel markanızı sadece beğeni alan bir profilden, düzenli gelir üreten bir işletmeye nasıl çevirirsiniz? İşte yol haritası.
1. Kişisel Marka: Logodan İbaret Değildir
Çoğu kişi kişisel markalaşmayı; güzel bir logo, uyumlu renkler ve profesyonel fotoğraflardan ibaret sanır. Bunlar sadece vitrindir. Asıl marka, insanlara verdiğiniz söz ve yarattığınız güven duygusudur.
Takipçiniz profilinize girdiğinde şu üç sorunun cevabını 3 saniye içinde almalıdır:
Bu kişi kim? (Otorite)
Bana ne vadediyor? (Fayda)
Neden onu takip etmeliyim? (Farklılaşma)
Eğer "herkese" hitap etmeye çalışıyorsanız, aslında "hiç kimseye" hitap etmiyorsunuzdur. Nişinizi daraltın. "Diyetisyenim" demek yerine, "Kurumsal hayatta çalışan ve zamanı olmayan kadınlara özel beslenme koçuyum" demek, sizi kalabalıktan ayırır ve doğrudan hedef kitlenize (müşterinize) konuşmanızı sağlar.
2. "Entelektüel Influencer" Olmak
Sosyal medya iki tür insanla doludur: Tüketenler ve Üretenler. Ancak üretenler de ikiye ayrılır: Sadece trendleri kopyalayanlar ve fikir üretenler.
Sürdürülebilir bir marka olmak istiyorsanız, "Entelektüel Influencer" seviyesine çıkmalısınız. Bu, sadece dans ederek veya popüler müzikleri kullanarak değil; sektörünüzle ilgili analizler yaparak, takipçinizin sorunlarına çözüm önerileri sunarak ve kendi metodolojinizi anlatarak olur.
İnsanlar eğlendikleri kişileri takip ederler, ancak öğrendikleri ve güvendikleri kişilerden alışveriş yaparlar.
3. İçerik Değil, "Satışın Senaryosunu" Yazın
Rastgele post paylaşmak, karanlıkta hedefi vurmaya çalışmak gibidir. Her içeriğinizin bir amacı olmalıdır. Bir gönderi güven inşa ederken, diğeri sorunu fark ettirmeli, bir sonraki ise çözümü (ürününüzü) sunmalıdır.
Buna "Satışın Senaryosu" diyoruz. Takipçiyi soğuk bir izleyiciden, sadık bir müşteriye dönüştüren 7 adımlı bir yolculuk tasarlamalısınız.
Onların acı noktalarını bildiğinizi gösterin.
Bu sorunu çözebilecek yetkinlikte olduğunuzu kanıtlayın.
Ve en önemlisi: Satış yapmaktan korkmayın.
Çoğu uzman, "satıcı" gibi görünmekten çekindiği için teklifini sunmaz. Oysa çözümünüz birinin hayatını kolaylaştıracaksa, bunu onlara sunmak bir hizmettir.
4. Bilgiyi Pakete Dönüştürmek
"Benim satacak fiziksel bir ürünüm yok" diye düşünmeyin. Dijital dünyada en değerli ürün bilgidir.
E-Kitaplar: Uzmanlığınızı damıtıp hızlı tüketilebilir bir rehbere dönüştürün.
Video Eğitimler: Bilginizi ölçeklenebilir hale getirin. Bir kere çekin, binlerce kişiye satın.
Danışmanlık: Birebir ilgi isteyenler için premium bir hizmet sunun.
Önemli olan, takipçinizin bütçesine ve ihtiyacına göre farklı "giriş seviyesi" ve "ileri seviye" ürünler sunabilmektir.
Stratejiniz kafanızda şekillendi ama "Hangi videoyu çekeceğim?", "Takipçiyi nasıl müşteriye çevireceğim?" veya "Markalarla nasıl işbirliği yapacağım?" sorularında takılıyorsanız, Amerika'yı yeniden keşfetmenize gerek yok.
Yılların tecrübesiyle damıtılmış, doğrudan sonuca giden sistemleri sizin için hazırladım:
İzlenmek yetmez, etkileşim lazım diyorsanız: "Yüksek İzlenmenin Sırları Video Eğitimi"
Takipçiyi müşteriye çeviremiyorum diyorsanız: "Satışın Senaryosu: 7 Adımlı Sistem Video Eğitimi"
Marka işbirlikleriyle gelir elde etmek istiyorsanız: "Markalarla İşbirliği Master Kiti"
