
Maaş Garantisi mi, Hayat Garantisi mi? 11 Yıllık Memuriyetimi Neden ve Nasıl Yaktım?
Herkesin "Sırtını devlete dayamışsın, daha ne istiyorsun?" dediği o noktadaydım. Sabah 8, akşam 5. Ayın 15'inde yatan o garanti maaş. Yıllık izinleri hesaplayarak geçen aylar... Dışarıdan bakıldığında "kusursuz" bir hayatım vardı. Şehir Plancısıydım, bir unvanım, bir masam ve toplumun "başarı" dediği her şeyim vardı.
Ama bir sorun vardı: O masada oturan kişi ben değildim.
İçimde susturamadığım bir ses; "Nilay, hayatın bu mu olacak? Emekli olacağın günü bekleyerek mi yaşayacaksın?" diye bağırıyordu.
Ben Nilay. Birçoğunuzun Instagram'da @life0ftiny hesabında karavanıyla gezen, gülen, özgür görünen o kadın olarak tanıdığı kişi. Ama o karelere gelmek için geçtiğim yol, hiç de filtreli fotoğraflar kadar pürüzsüz değildi.
Bugün size sosyal medya taktikleri veya satış stratejileri anlatmayacağım. Bugün size, o istifa dilekçesini verirken titreyen ellerimi ve "Ya yapamazsam?" korkusunu nasıl yendiğimi anlatacağım. Belki de bu satırlarda, kendi hikayenizi bulacaksınız.
"Deli Misin?" Dediler...
11 yıllık emeği, o konforlu koltuğu bırakıp; 20 metreküplük bir karavana (Pastel'e) sığmaya karar verdiğimde, çevremdeki herkesin gözünde aynı ifade vardı: Endişe.
Haklılardı. Mantık, kalmamı söylüyordu. Ama ruhum gitmek istiyordu. Şunu fark ettim: En büyük risk, maaşsız kalmak değil; yaşanmamış bir hayatla ölüp gitmekti.
Ben, "garanti" adı altında hayallerimi ertelemekten vazgeçtim. Eşim Mehmet Can ile göz göze geldik ve o korkutucu ama bir o kadar da heyecan verici kararı verdik: Gidiyoruz.
Konfor Alanından Çıkınca Ne Oluyor?
İstifa ettiğim gün, üzerimden tonlarca ağırlık kalkmış gibi hissettim. Ama ertesi sabah uyandığımda gerçekle yüzleştim: Artık ayın 15'inde yatacak bir maaş yoktu.
İşte o an, "Girişimci Nilay" doğdu. Memuriyetin verdiği o "bekleme" kültürünü bırakıp, "üretme" kültürüne geçmem gerekiyordu.
Sosyal medyayı bir eğlence aracı olarak değil, bir iş modeli olarak görmeye başladım.
"Ben anlamam" dediğim her şeyi (video kurgusu, pazarlama, marka yönetimi) gece gündüz çalışarak öğrendim.
Yoldayız uygulamasını kurdum, markalara danışmanlık vermeye başladım.
Gördüm ki; insan kendi hayalleri için çalıştığında yorulmuyor. Karavanın içinde, internetin zor çektiği bir koyda çalışırken hissettiğim tatmin duygusunu, hiçbir klimalı ofiste hissetmemiştim.
Neden Sizinle Çalışmak İstiyorum?
Benim hikayem, sadece bir "gezi" hikayesi değil. Benim hikayem, bir dönüşüm hikayesi. Ve biliyorum ki, şu an bu satırları okuyan SEN, tam olarak benim o masada oturduğum yerdesin.
Belki istifa etmeye cesaretin yok (henüz). Belki bir yeteneğin var ama nasıl paraya çevireceğini bilmiyorsun. Belki sadece "Daha fazlasını hak ediyorum" diyorsun.
Ben, danışmanlıklarımda ve eğitimlerimde size sadece "Instagram algoritmasını" anlatmıyorum. Ben size;
Korkularınıza rağmen adım atmayı,
Kendi potansiyelinizi bir markaya dönüştürmeyi,
Ve en önemlisi; kendi hayatınızın direksiyonuna geçmeyi anlatıyorum.
Çünkü ben o yoldan geçtim. Çukurların nerede olduğunu, yokuşların nasıl çıkılacağını, virajların nasıl alınacağını biliyorum.
Sadece bir "hoca" değil, aynı yollarda ayakkabı eskitmiş bir "yol arkadaşı" arıyorsanız; Ben buradayım. Karavanımda, bilgisayarımın başında, sizin hikayenizi dinlemeye ve birlikte yeni bir rota çizmeye hazırım.
Nilay Seçkin Öner Eski Şehir Plancısı, Yeni Hayatının Mimarı.
